Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm!

Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm!

eg-162-1
 
Geleceğiz ve değişecek dünya!
 

Emperyalizm bütün vahşeti ile insanlığı bir yıkıma sürüklüyor. Ortadoğu'da halklar üzerine karabasan gibi çöken savaş ve yıkım politikaları dünyanın geri kalanı için de bir gerçeklik. Barbarlık hiçbir coğrafyaya uzak değil.

Ortadoğu üzerinden pazarlık yapan emperyalistler, hakimiyet savaşlarının bedelini halklara ödetmek istiyorlar. Emperyalizmin hegemonya krizinin bedellerini daha önce emperyalist paylaşım savaşları üzerinden gördük. Milyonlarca insanın kıyımına yol açan iktidar hesapları, kıyım ve barbarlıktan öteye geçemiyor. Bugün Rusya ve ABD üzerinden yaşanan krizin Suriye başta olmak üzere tüm Ortadoğu halklarına verdiği bir mesaj var: kendi geleceğinizi ellerinize alın.

Yeniden şekillendirilmeye çalışılan Ortadoğu'da Türk sermaye devletinin taşeronluğu önemli bir yerde duruyor. 'Dışarı'daki saldırganlığa 'içeri'de tırmandırılan dinci-faşist baskı ve devlet terörü eşlik ediyor.

 Devamı...


 
 

Artan polis devleti uygulamaları, yasaklar, faşist saldırılar, her geçen gün tırmanan gericilik ve seçim aldatmacasının oluşturduğu kirli atmosfer... Sermaye düzeni, açmazları derinleştikçe faşist baskı ve zorbalığı tırmandırıyor, kitleleri zehirlemek ve son kertede düzene bağlamak için burjuva gericiliğinin önünü açabildiği kadar açıyor. Bütün bu saldırganlıktan gençlik de payına düşeni fazlasıyla alıyor.

Üniversitelerde ipleri çözülen gerici-faşist çeteler terör estiriyor. Mücadele eden, öne çıkan öğrenciler soruşturma saldırısı ile karşı karşıya kalıyor. Bu tabloyu üniversitelerde kol gezen polis-ÖGB zorbalığı tamamlıyor. Eğitim alanında yapılan yeni düzenlemeler ile gericilik tırmandırılıyor. Öyle ki gerici zihniyet üzerinden hazırlanan müfredatlar ilköğretimden üniversiteye eğitimin tüm kademelerinde pervasızca uygulanıyor.

Gençlik bu gerici cendere ile kıskaca alınırken; işçi sınıfının boynuna takılmak istenen kölelik zincirlerine de her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Fabrikalarda azgın sömürü koşullarına mahkum edilen işçi sınıfı, öte yandan geriye kalan hak kırıntılarını da kaybetme tehdidi ile karşı karşıya bulunuyor. Taşeron köleliği olağan çalışma rejimi olarak hüküm sürüyor. Bu tabloya bir de katliam boyutlarına varan iş cinayetlerini eklemek gerekiyor. Sadece geçtiğimiz 1 Mayıs'tan bugüne yüzlerce işçi katliam boyutlarına varan iş cinayetlerine kurban gitti.

eg-161-1Tarih bizi mücadeleye çağırıyor!
 

"Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir."

Günümüz kapitalist toplumuna karşı bir savaş ilanı olan Komünist Manifesto bu cümleyle başlamaktadır. Dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmelere, emperyalist saldırganlığa, kirli savaşa, artan baskılara ve polis devleti uygulamalarına nasıl bakmamız gerektiğine, çözüm yolunu nerede aramamız gerektiğine dair çok önemli bir tespittir.

Dönüp günümüz toplumuna baktığımızda da farklı bir tabloyla karşılaşmıyoruz. Bütün bir dünya krizler ve bunalımlarla çalkalanmaktadır. Burjuvazi savaşı, saldırganlığı ve ırkçılığı tırmandırarak, faşist baskıyı ve sömürüyü arttırarak, hak gasplarıyla ayakta durmaya çalışmaktadır. Pazarın yeniden paylaşımı, başta Ortadoğu olmak üzere dünyayı bir savaş alanına çevirmektedir. Bütün bunların gerisinde günümüz toplumuna hakim olan sınıf ilişkileri, sınıf çatışmaları gerçeği durmaktadır. Ortadoğu'daki emperyalist nüfuz mücadelelerinin de, IŞİD'in de, Kürt halkına yönelik imha ve inkar politikalarının da gerisinde burjuvazinin sınıf savaşı ve egemenlik mücadelesi vardır.

Devamı...

 
 

Artan polis devleti uygulamaları, yasaklar, faşist saldırılar, her geçen gün tırmanan gericilik ve seçim aldatmacasının oluşturduğu kirli atmosfer... Sermaye düzeni, açmazları derinleştikçe faşist baskı ve zorbalığı tırmandırıyor, kitleleri zehirlemek ve son kertede düzene bağlamak için burjuva gericiliğinin önünü açabildiği kadar açıyor. Bütün bu saldırganlıktan gençlik de payına düşeni fazlasıyla alıyor.

Üniversitelerde ipleri çözülen gerici-faşist çeteler terör estiriyor. Mücadele eden, öne çıkan öğrenciler soruşturma saldırısı ile karşı karşıya kalıyor. Bu tabloyu üniversitelerde kol gezen polis-ÖGB zorbalığı tamamlıyor. Eğitim alanında yapılan yeni düzenlemeler ile gericilik tırmandırılıyor. Öyle ki gerici zihniyet üzerinden hazırlanan müfredatlar ilköğretimden üniversiteye eğitimin tüm kademelerinde pervasızca uygulanıyor.

Gençlik bu gerici cendere ile kıskaca alınırken; işçi sınıfının boynuna takılmak istenen kölelik zincirlerine de her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Fabrikalarda azgın sömürü koşullarına mahkum edilen işçi sınıfı, öte yandan geriye kalan hak kırıntılarını da kaybetme tehdidi ile karşı karşıya bulunuyor. Taşeron köleliği olağan çalışma rejimi olarak hüküm sürüyor. Bu tabloya bir de katliam boyutlarına varan iş cinayetlerini eklemek gerekiyor. Sadece geçtiğimiz 1 Mayıs'tan bugüne yüzlerce işçi katliam boyutlarına varan iş cinayetlerine kurban gitti.

eg-160-1Düzenin çözümsüzlüğü ve gençliğin geleceği

"Ya kapitalist barbarlık içinde çöküş ya sosyalizm!" (Rosa LUXEMBURG)

Rosa Luxemburg'un geçtiğimiz yüzyılın başında söylediği bu sözün ardından dünya iki büyük emperyalist paylaşım savaşı yaşadı, fırınlarda insanlar yakıldı, atom bombaları patladı, sayısız katliamlar savaşlar, emperyalist işgaller yaşandı, milyonlarca insan katledildi, evsiz bırakıldı, göç yollarına düştü. Emeğin sömürüsü ve köleliği devam etti. Yazının başındaki sözlerin sahibi, Alman burjuvazisi tarafından katledildi. Ve bütün bu barbarlığın karşısında yüzyılın başında Lenin öncülüğünde Rus proletaryası Ekim Devrimi'ni gerçekleştirdi. Barbarlığın karşısında kurtuluşu gösterdi.

Şimdi yeni bir yüzyıldayız. Yeni dediğimize bakmayın, geçtiğimiz yüzyıldan özü itibariyle hiç bir farkı olmayan, kapitalizmin yayıldığı, daha da barbarlaştığı, devrimin halen güncelliğini koruduğu ve artık çok daha yakıcı bir ihtiyaç haline geldiği bir dönemdeyiz. Ekim Devrimi ile proleter devrimler çağına girdiğimiz gerçeği ve güncel gelişmeler yeni bir devrimler dönemine doğru yol aldığımızı gösteren olgular olarak karşımıza çıkıyor.

Devamı...
 
 
 
eg-159-1Ferman da bizim, üniversiteler de!
 

Gerici abluka, emperyalist saldırganlık ve faşist terör uygulamaları, bütün bir toplumu ve dolayısıyla gençliği kuşatan sorun alanlarını işaret ediyor. Sermaye düzeninin dizginlerinden boşalan bu saldırganlığı elbette nedensiz değil. Zira emek sermaye çelişkisinin giderek derinleşmesi, emekçiler cephesinden hoşnutsuzluğun giderek dile ve eyleme gelmesi egemen sınıflara korku veriyor. Tam da bu nedenle gericiliğin kol gezdiği ve bir silah olarak tüm topluma dayatıldığı bir dönemi yaşamaktayız. Ama "istikrar" adıyla uygulanan yıkım saldırılarıyla, ama ortaçağ karanlığını aratmayacak düzeyde uygulanan gerici kuşatmayla...

Üniversitelerden yansıyanlar

Sistemin yaşadığı sıkışma dolaysız olarak kendisini üniversiteler üzerinde de göstermektedir. Eğitim sistemi piyasanın ihtiyaçlarına göre düzenlenmekte, müfredatlar gerici bir içerikle hazırlanmakta, polis-ÖGB kuşatmasıyla okullarımız adeta kışlaya çevirilmektedir. Dahası emperyalist savaş ve saldırganlığın güncel ihtiyaçlarına yanıt veren projelere imza atılmakta, bilim adı altında savaş teknolojisini geliştirmeye yönelik çalışmalar gerçekleştirilmektedir.

Devamı...

Dergiyi PDF dosyası olarak indirmek için tıklayın PDF

 

 
Joomla 1.5 Templates by Joomlashack