Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm!

Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm!

Emperyalist-kapitalist sistemin bunalımı koşullarında gençlik mücadelesi Yazdır e-Posta

 

eg-166-1“Denizlere çıkar sokaklar”

 

Dünyamız, emperyalist-kapitalizmin çok yönlü krizinin etkisinde bir yok oluşa sürükleniyor. Krizin birçok yansımasını görüyoruz. Ortadoğu’da Suriye üzerinden yaşanan emperyalist savaş, dünya çapında büyüyen ekonomik sarsıntılar, işçi ve emekçilere saldırıları katmerleştiren Fransa ve Türkiye gibi ülkelerdeki OHAL uygulamaları bu yansımalardan ilk akla gelenlerdir.

Krizin Türkiye’deki yansımalarını ise işçi ve emekçilere dönük katmerli saldırılar, Kürt halkına imha ve inkarı dayatan kirli savaş, Suriye’deki emperyalist savaştan pay kapma çabası içinde olan hükümet politikaları vb. üzerinden görüyoruz. AKP iktidarı 15 Temmuz darbe girişimi sonrası saldırı politikalarını daha rahat hayata geçirmek amacıyla OHAL’e sarıldı, peş peşe KHK’lar çıkarıyor. Bir yandan birçok sosyal yıkım yasası işçi ve emekçilere pranga olarak vuruluyor, bir yandan kirli savaş ile bodrumlarda insanlar yakılıyor. Cihatçı çeteler her gün yeni katliamlara imza atıyor. Eğitim politikaları günden güne gericileşiyor, tarikatların örgütlenme aracına dönüşüyor. Öyle ki Karaman’da Ensar Vakfı’nda yaşanan çocuk istismarından Aladağ’da tarikat yurdu yangınına kadar her yerde bu politikaları görüyoruz.

***

Üniversiteler ve gençlik de saldırı furyasının en önemli hedeflerinden biri durumundadır. Gençlik geleceksizlik politikalarıyla bunaltılıyor. Yanı sıra düzen üniversiteler içerisinde hiçbir muhalefete tahammül etmemektedir. YÖK, AKP iktidarının üniversitelere yönelik politikalarını büyük bir saldırganlıkla, harfiyen hayata geçirmektedir. AKP’li milletvekillerinin “Cizre’ye nasıl girdiysek, ODTÜ’ye de öyle gireriz” söylemi açık bir tehdit içermekteydi. Üniversite içerisindeki ilerici, devrimci, muhalif öğrencilere yönelik soruşturma, uzaklaştırma, tutuklama vb. cezalar, saldırıların boyutu hakkında bir fikir vermektedir. Bir yıl içerisinde onlarca öğrenci gözaltına alındı, tutuklandı, okullarından uzaklaştırıldı. Faşist çeteler, polis, ÖGB, rektörlük işbirliği ile üniversitelerde devrimci-ilerici öğrenciler saldırılara uğradı. Akademisyenler kirli savaşa karşı “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza attıkları için tutuklandılar. Ardından tüm muhalif akademisyenler OHAL KHK’ları ile işlerinden uzaklaştırıldı ya da ihraç edildi.

Bu saldırılar karşısında direniş, var olan karanlığı parçalamak için tek yoldur. Bu dönem içerisinde, gençlik mücadelesi açısından altını çizeceğimiz iki direniş oldu. Birincisi İÜ direnişi, ikincisi Ankara’da OHAL KHK’sı ile işinden olan Nuriye Gülmen, Semih Özakça ve Acun Karadağ’ın gerçekleştirdiği direniş. Bu direnişler, yaprak kımıldamadığı yerde başka bir yolun mümkün olduğunu göstermek açısından politik bir öneme sahip.

Bunların yanı sıra birleşik olarak örgütlenen iki eylem bu saldırılar karşısında kitlesel yanıt vermenin önemini göstermektedir. 3 Kasım’da “Ferman devletin, üniversiteler bizimdir!” ve 8 Aralık’ta “OHAL’e, Rektörlüğe, KHK’lara karşı... Üniversiteler bizimdir!” şiarıyla İÜ önünde örgütlenen eylemler ortak tepki göstermenin anlamlı örnekleri oldular. Buna karşın, siyasal krizin bir kaosa döndüğü, birçok üniversitenin kapatıldığı koşullarda, düzenin çok yönlü saldırılarının altında 6 Kasım protestoları önemli bir yerde duruyor. YÖK’ün kuruluş yıldönümünün her yıl protestolarla karşılanması, gençlik hareketi açısından muhalefetin düzeyinin değerlendirilmesidir. 6 Kasım’ın aynasında gençlik mücadelesine baktığımızda ise örgütsüz, tepkisiz, sönük bir gençlik hareketi görmekteyiz.

Bu tabloya rağmen üniversite gençliğinin öfke biriktirdiğini söylemek mümkün. Boğaziçi Üniversitesi’nde seçilen rektörün atanmaması üzerine yaşanan eylemler bunun bir örneğiydi. Zonguldak’tan Ardahan’a yurtlarda yaşanan sıkıntılar gündeme taşınabildi. Bir yurtta kız öğrenciler kaçırılırken, bir diğerinde su ve elektriğin olmaması buralarda önemli eylemler yarattı. Bu eylemlerin etkisi yerellerin dışına taşmasa da önemliydi. Ayrıca bazı üniversitelerin mezuniyet törenlerinde yaşanan eylemlerde, gündemdeki taciz ve tecavüzlere, kirli savaşa, ekonomik krize ve işsizliğe yapılan vurgular umut vadediyordu.

***

Gençliğin en dinamik kesimini liseliler oluşturdu. Geçtiğimiz dönemi “sırtını dön” eylemleri ile kapatan liseliler yeni dönemde “proje okul” saldırıları ile karşı karşıya kaldı. Proje okul saldırısı ile sırtını dönen liseliler cezalandırılmış oldu. Bu sürece karşı belirli liselerin öncülüğünde ve daha çok velilere dayanan eylemler örgütlendi. “Sırtını dön” eylemlerinin yarattığı tepki örgütlü bir hatta buluşturulamadığı için “proje okul” saldırısı örgütlü ve birleşik bir karşı koyuş ile karşılanamadı. AKP iktidarının 15 Temmuz’da ölenler üzerinden yürüttüğü gerici propagandanın hedefinde de liseliler vardı.

Önemli bir dinamiği içerisinde bulunduran liseli gençlik öfke biriktirmeye devam ediyor. Neticede siyasal krizin yarattığı kaosun en fazla yansıdığı alanlardan biri de eğitim sistemidir. Değişen sınav sistemleri, kapatılan okullar, değişen öğretmenler, öğretmensiz okullar vb. bunun ifadesidir. Liseli gençliğin bu dönem içerisinde öfke biriktirdiğini akıldan çıkarmamak ve hazırlanmak gerekiyor.

***

Emperyalist savaş tehdidinin günbegün büyüdüğü, krizin yansımalarının yoğunlaştığı günümüzde, sistemin gençliğe saldırıları giderek artacaktır. Toplumda yükseltilen gerici-şoven dalga, karşılığını üniversitelerde de bulacaktır. Geçtiğimiz dönem bize göstermektedir ki, bu saldırılar karşısında durabilmenin yolu devrimci bir gençlik hareketi geliştirebilmekten geçmektedir. Yurt, barınma, ulaşım vb. problemlerin daha fazla görünür olduğu ve geniş gençlik kesimlerinde yankı bulacağı günler yaklaşmaktadır. Emperyalist savaş politikalarının, ağır sosyal yıkım saldırılarının her biri gençliğin gelecek ve özgürlük mücadelesinde önemli bir yer tutmaktadır. Komer’in arabasını ateşe veren, 6. Filo’yu denize döken ‘68’in gençlik hareketi bu toprakların mirasıdır. Elbette ki koşullar çok farklıdır. Ancak dönemin anti-emperyalist mücadele geleneğini yaratan sorunları orta yerde durmaktadır. Bundan kaynaklı soluklu, inatçı ve uzun bir mücadele ile “Denizlere çıkar sokaklar!”

İlişkili yazılar:
Bookmark and Share
 
 
Joomla 1.5 Templates by Joomlashack