Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm!

Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm!

Referandumdan 1 Mayıs’a... Yazdır e-Posta

eg-167-1

Gençlik mücadelesini büyütelim!

 

Bugünden geriye dönüp baktığımızda, koyu bir karanlığın karşımızda durduğunu görmekteyiz. Tırmanan emperyalist saldırganlık, işgal girişimleri, savaşlar, kitle katliamları, düzen içi gerici boğazlaşmalar, darbe girişimleri, artan faşist baskı ve zorbalık... Tüm bu olup bitenler yaşadığımız ülkenin ve coğrafyanın genel olarak çehresine ayna tutuyor.

Şimdi ise referandum ve 1 Mayıs süreci önümüzde durmaktadır. Genç komünistler bu iki gündemi bir arada örgütleme ve referandumdan 1 Mayıs’a uzanan süreç içerisinde gençlik mücadelesini büyütme sorumluluğu ile karşı karşıyalar. İçinden geçmekte olduğumuz bahar süreci bu açıdan önemli olanaklar sunuyor. Ayrıca referandum gündemi, gençliğin toplumsal sorunlara yönelik ilgisini olağan dönemlere göre çok daha fazla arttırıyor.

 

Sermaye düzeninin açmazları derinleşiyor

 

2017 bahar dönemine ve referandum sürecine sermaye düzeninin çok yönlü bunalımının derinleştiği bir tablo üzerinden giriyoruz. Ekonomik belirsizlikler, saplanılan Suriye batağı, uluslararası ilişkilerde arkası kesimleyen krizler, bölgesel bir mahiyet kazanan Kürt sorunu karşısında düşülen acz Türkiye kapitalizminin öne çıkan açmazlarını oluşturuyor.

Sermaye iktidarı bugün bu sorunların faturasını emekçilere ve onun genç kesimlerine kesmeyi başarabildiği için ayakta durabiliyor. Zira savaşlarda ölen de, açlığın, yoksulluğun derin çukuruna itilen de, geleceksizliğe mahkum edilen de bu toplumun emekçi kesimleridir. İşçi sınıfı ile emekçilerin kendisine dayatılan bu koyu karanlığa bugün için rıza göstermesinde, örgütsüz ve dağınık olmalarının yanı sıra dinci-milliyetçi burjuva gericiliği önemli bir rol oynamaktadır.

 

Baskı ve zorbalığın tırmandığı bir dönem

 

Geride kalan dönem hem gençlik mücadelesi bakımından hem de toplumsal muhalefet açısından zorlu geçti. Zira AKP iktidarının saldırganlıkta gemi azıya aldığı bir süreç yaşandı. Darbe girişimini fırsat bilen AKP gericiliği önce OHAL ilan etti, ardından KHK’lar ile on binlerce kamu emekçisini işten attı. Kürt halkını hedef alan kirli savaş uygulamaları barbarlık düzeyine ulaştı, Kürt siyasetçiler kitlesel olarak gözaltına alıpı tutuklandı, HDP’li belediyeler işgal edildi. Gencecik insanların sokak ortasında infaz edildiğine, bedenlerine alçakça işkenceler yapıldığına tanıklık ettik.

Saldırlardan işçi sınıfı da payına düşeni fazlasıyla aldı. Grevler yasaklandı, hak arama eylemlerine yönelik polis terörü estirildi. Kriz bahanesi ile kitlesel işten atmalar gündeme geldi. İşsizlik son yılların rekorunu kırarken, hayat pahalılığı krize paralel olarak yükseldi. Sırada kıdem tazminatı hakkının gaspı gibi kapsamlı sosyal yıkım saldırıları da gündemde.

 

Saldırılar, referandum süreci ve üniversiteler

 

Tüm bu saldırganlığın hedefinde üniversiteler de vardı. Onlarca akademisyen ihraç edildi. Yine onlarca öğrenci soruşturma terörünün hedefi oldu, birçoğu okullardan uzaklaştırıldı. Sokağa çıkan ve mücadele eden gençlik kitleleri devlet terörünün açık hedefi oldu. Birçok öğrenci sırf muhalif kimliğinden dolayı bugün zindanlarda. Bütün bu süreç, -DGB gibi kimi devrimci gençlik örgütlerinin ortaya koyduğu direniş pratiği bir kenara konursa- tepki eylemlerinin ötesine varan bir tutumla karşılanamadı, saldırıları geri püskürtecek birleşik bir direniş hattı örülemedi.

Son günlerde ise, öğrenci gençlik içerisinde referandum gündemi üzerinden bir politizasyon ve hareketliklik yaşanıyor. Üniversitelerde gençlik örgütleri ve öğrenci kitleleri yan yana gelerek çeşitli saiklerle ‘Hayır’ kampanyaları örgütlüyor. Komiteler, meclisler, forumlar şeklinde örgütlenen çalışmalar üniversiteden üniversiteye farklı formlar alarak ilerliyor. Örneğin İstanbul Üniversitesi’nde ‘Hayır’ın söz olarak bile kullanıl(a)madığı, yerine “elma”, “armut” denildiği bir forum örgütlendi. YTÜ’de bisiklet turu yapılmak istendi, lakin polis terör estirdi. İTÜ’de “Hayır koşusu” ve amfi, tramvay, sokak dağıtımları yapılarak, MSGSÜ’de “Akademiye sahip çıkıyoruz” diyerek, İzmir’de “Ege ‘Hayır’ diyor” vb. üst başlığı altında forumlar, eylemler örgütlenerek süreç ilerletiliyor. Genel planda üniversite yönetimlerinin ve polisin saldırıları ile karşılanan referandum çalışmaları birleşik, kitlesel ve militan bir hattan ne yazık ki yoksun durumda.

Bu böyle olmakla birlikte artan faşist baskı ve sömürü, emekçiler arasında ve gençlik içerisinde önemli mücadele dinamikleri oluşturmaktadır. Zira kitlelerde mayalanan öfke, giderek kendisine akacak kanallar aramaktadır. AKP iktidarı tarafından gündemleştirilen “tecavüz yasası”na karşı gelişen kitlesel tepkiler, yasakları hükümsüz kılan 8 Mart eylemleri, ihraç edilen kamu emekçilerinin direnişleri ve Kürt halkı ile ezilen toplumsal kesimlerin öfkesine ayna tutan Newroz eylemleri sokağın gücünü ve mevcut mücadele dinamiklerini bir kez daha göstermiştir örneğin. Tüm bu eylemli süreçlere yönelik gençliğin ilgisi, bugünkü geri tablosuna rağmen gençlik mücadelesinin önemli dinamikler barındırdığını da gözler önüne sermiştir.

 

Referandumdan 1 Mayıs’a gençlik mücadelesini büyütelim

 

Seçimler, referandum, Newroz, 1 Mayıs vb. gündemler, kitlelerin politize olduğu, gelişmeleri izlediği ve sorguladığı dönemlerdir. İçinden geçmekte olduğumuz günler de böylesi bir içeriğe sahiptir ve önümüzde devrimci baharın en önemli gündemi olan 1 Mayıs bizleri beklemektedir.

Referandum süreci üzerinden gençliğin özgürlük ve gelecek özlemini kucaklayarak ve düzene karşı devrim eksenini temel alarak ‘Hayır’ çalışması yürüten genç komünistler, 1 Mayıs’a da bu perspektifle hazırlanmalıdır. Referandum çalışmasında elde edilecek imkan ve birikimleri 1 Mayıs alanlarına taşımak, buradan hareketle devrimci gençlik mücadelesini bir adım daha ileri taşımak günün en temel sorumluluğu olarak öne çıkmaktadır.

Bookmark and Share
 
 
Joomla 1.5 Templates by Joomlashack